بَنَى الْفَرِيقُ خُطَّةً مُحْكَمَةً لِلْفَوْزِ بِالْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım, final maçını kazanmak için iyi bir plan yaptı.
بَنَى الْفَرِيقُ خُطَّةً مُحْكَمَةً لِلْفَوْزِ بِالْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Takım, final maçını kazanmak için iyi bir plan yaptı.
قَرَّرَتِ الْحُكُومَةُ أَنْ تَبْنِيَ مَدَارِسَ جَدِيدَةً فِي الْمَنَاطِقِ الرِّيفِيَّةِ.
Hükümet, kırsal bölgelerde yeni okullar inşa etmeye karar verdi.
بَنَى الصَّدِيقَانِ شَرِكَةً نَاشِئَةً نَاجِحَةً فِي مَجَالِ التِّكْنُولُوجْيَا.
İki arkadaş, teknoloji alanında başarılı bir startup kurdu.
bina etmek