فِي الصَّبَاحِ أَكَلْتُ بَيْضًا مَعَ الْخُبْزِ وَشَرِبْتُ كَأْسَ حَلِيبٍ فِي الْمَطْبَخِ.
Sabah mutfakta ekmekle yumurta yedim ve bir bardak süt içtim.
فِي الصَّبَاحِ أَكَلْتُ بَيْضًا مَعَ الْخُبْزِ وَشَرِبْتُ كَأْسَ حَلِيبٍ فِي الْمَطْبَخِ.
Sabah mutfakta ekmekle yumurta yedim ve bir bardak süt içtim.
وَضَعَتْ أُمِّي الْقَمِيصَ فِي الْمَاءِ لِتُبَيِّضَهُ، لِأَنَّهُ كَانَ أَصْفَرَ قَلِيلًا.
Annem gömleği biraz sarardığı için ağartmak üzere suya koydu.
بَيَّضَتْ أُمِّي الْجُدْرَانَ الْقَدِيمَةَ بِالطِّلَاءِ قَبْلَ وُصُولِ الضُّيُوفِ إِلَى الْبَيْتِ.
Annem misafirler eve gelmeden önce eski duvarları boyayla beyazlattı.
tebyiz etmek, aklaştırmak