تَأَدَّبَ الشَّابُّ فِي مَدْرَسَةٍ دَاخِلِيَّةٍ صَارِمَةٍ لِعِدَّةِ سَنَوَاتٍ
Genç adam birkaç yıl boyunca katı bir yatılı okulda terbiye aldı.
تَأَدَّبَ الشَّابُّ فِي مَدْرَسَةٍ دَاخِلِيَّةٍ صَارِمَةٍ لِعِدَّةِ سَنَوَاتٍ
Genç adam birkaç yıl boyunca katı bir yatılı okulda terbiye aldı.
يَجِبُ عَلَى الْأَطْفَالِ أَنْ يَتَأَدَّبُوا وَيَتَعَلَّمُوا احْتِرَامَ الْكِبَارِ فِي السِّنِّ
Çocuklar edep öğrenmeli ve yaşlılara saygı göstermeyi öğrenmelidir.
edeplenmek, nezaket göstermek, efendileşmek, kibarlaşmak
يُظْهِرُ تَأَدُّبُهُ أَنَّهُ تَعَلَّمَ مِنْ أَخْطَائِهِ السَّابِقَةِ.
Onun edeplenişi, geçmişteki hatalarından ders aldığını gösteriyor.
edeplenme, kibarlaşma, nazikleşme, efendileşme