يَحْتَاجُ الطِّفْلُ الْجَدِيدُ إِلَى وَقْتٍ لِيَشْعُرَ بِتَأَنُّسٍ مَعَ زُمَلَائِهِ.
Yeni çocuğun arkadaşlarıyla ünsiyet kurması için zamana ihtiyacı var.
يَحْتَاجُ الطِّفْلُ الْجَدِيدُ إِلَى وَقْتٍ لِيَشْعُرَ بِتَأَنُّسٍ مَعَ زُمَلَائِهِ.
Yeni çocuğun arkadaşlarıyla ünsiyet kurması için zamana ihtiyacı var.
تَأَنَّسَتِ الْقِطَّةُ بِنَا بَعْدَ أَيَّامٍ قَلِيلَةٍ.
Kedi birkaç gün sonra bizimle ünsiyet kurdu.
بَدَأَ يَتَأَنَّسُ بِالْعَيْشِ فِي الْمَدِينَةِ بَعْدَ فَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ مِنَ الْإِقَامَةِ فِي الرِّيفِ.
Uzun süre kırsalda yaşadıktan sonra şehre alışmaya başladı.
تَأَنَّسَ قَلْبُهُ بِوُجُودِ الْأَصْدِقَاءِ حَوْلَهُ فِي تِلْكَ اللَّحْظَةِ الصَّعْبَةِ.
O zor anda arkadaşlarının varlığıyla kalbi ısındı.
hümanistleşmek, insancıllaşmak, insanlaşmak