التَّأَنُّقُ وَالتَّزَيُّنُ مِنْ طَبِيعَةِ النِّسَاءِ.
Giyinme ve süslenme kadınların doğasında vardır.
التَّأَنُّقُ وَالتَّزَيُّنُ مِنْ طَبِيعَةِ النِّسَاءِ.
Giyinme ve süslenme kadınların doğasında vardır.
giyiniş, giyiş, şıklaşma, mondenlik
تَأَنَّقَ فِي اخْتِيَارِ كَلِمَاتِهِ أَثْنَاءَ الْخِطَابِ.
Konuşma sırasında kelimelerini seçmeye özen gösterdi.
تَأَنَّقَ الرَّجُلُ لِحُضُورِ حَفْلِ زَفَافِ صَدِيقِهِ الْمُقَرَّبِ.
Adam, yakın arkadaşının düğününe katılmak için şık giyindi.
تَأَنَّقَتِ الْفَتَاةُ اسْتِعْدَادًا لِحَفْلِ التَّخَرُّجِ.
Kız, mezuniyet törenine hazırlanmak için süslendi.
giyinmek, allanıp pullanmak, giyinip kuşanmak, özenip bezenmek, şıklaşmak