تَبَدُّلُ السُّوقِ يُقْلِقُ الْمُسْتَثْمِرِينَ.
Piyasadaki değişkenlik, yatırımcıları tedirgin ediyor.
تَبَدُّلُ السُّوقِ يُقْلِقُ الْمُسْتَثْمِرِينَ.
Piyasadaki değişkenlik, yatırımcıları tedirgin ediyor.
değişiş, değişkinlik, istihale, tagayyür, tahavvül, tebeddül
تَبَدَّلَ الطَّقْسُ فَجْأَةً وَأَصْبَحَ الْجَوُّ بَارِدًا.
Hava aniden değişti ve hava soğudu.
تَبَدَّلَ الْحُلْمُ إِلَى حَقِيقَةٍ بَعْدَ سَنَوَاتٍ مِنَ الْعَمَلِ الْجَادِّ.
Hayal, yıllarca süren sıkı çalışmanın ardından gerçeğe dönüştü.
تَبَدَّلَ شَكْلُ الْمَدِينَةِ بَعْدَ التَّجْدِيدَاتِ الْحَدِيثَةِ.
Şehir, modern yenilemelerden sonra başkalaştı.
tagayyür etmek, tahavvül etmek, istihale etmek