تَبَرَّأَ

يَتَبَرَّأُ، تَبَرُّؤ

تَبَرَّأَ الْمُتَّهَمُ مِنَ التُّهَمِ الْمُوَجَّهَةِ إِلَيْهِ.

Sanık, kendisine yöneltilen suçlamalardan arındı.

تَبَرَّأَ الِابْنُ مِنْ أَفْعَالِ وَالِدِهِ الْمَشِينَةِ.

Oğul, babasının utanç verici eylemleriyle ilişiğini kesti.

تَبَرَّأَ الرَّجُلُ مِنْ تِلْكَ التُّهْمَةِ أَمَامَ الْجَمِيعِ.

Adam herkesin önünde bu suçlamadan beri olduğunu söyledi.