تَجَسَّدَ الْأَمَلُ فِي عُيُونِ الْأَطْفَالِ بَعْدَ سَمَاعِ الْأَخْبَارِ السَّعِيدَةِ.
Çocukların gözlerinde, mutlu haberleri duyduktan sonra umut cisimleşti.
تَجَسَّدَ الْأَمَلُ فِي عُيُونِ الْأَطْفَالِ بَعْدَ سَمَاعِ الْأَخْبَارِ السَّعِيدَةِ.
Çocukların gözlerinde, mutlu haberleri duyduktan sonra umut cisimleşti.
تَجَسَّدَ الْإِبْدَاعُ فِي الْأَعْمَالِ الْفَنِّيَّةِ الْمَعْرُوضَةِ فِي الْمَعْرِضِ.
Yaratıcılık, sergide sergilenen sanat eserlerinde somutlaştı.
vücut bulmak, vücuda gelmek, tecelli etmek, tecessüm etmek, belirginleşmek, kişileşmek, imgelenmek, sembolleşmek, şekilleşmek, bedenleşmek, billurlaşmak, kavramlaşmak, nesnelleşmek, tebellür etmek, cisimlenmek, maddeleşmek
تَجَسُّدُ الْأَفْكَارِ سَمَحَ بِاتِّخَاذِ خُطُوَاتٍ مَلْمُوسَةٍ.
Fikirlerin belirginleşmesi, somut adımlar atmayı sağladı.
نُرِيدُ تَجَسُّدَ الأَفْكَارِ فِي الأَفْعَالِ.
Fikirlerin eylemlerde somutlaşmasını istiyoruz.
maddileşme, cisimlenme, cisimleşme, bedenleşme, imgelenme, tecessüm, tebellür, şekilleşme, hulul, belirme