كَانَتْ تَجَاعِيدُ بَشَرَتِهَا دَلِيلاً عَلَى عُمْرِهَا.

Cildindeki buruşukluklar yaşının bir göstergesiydi.

تَجَعُّدُ الْجِلْدِ يَزْدَادُ مَعَ التَّقَدُّمِ فِي الْعُمْرِ نَتِيجَةَ فُقْدَانِ الْكُولَاجِينِ.

Ciltteki kırışıklık, yaş ilerledikçe kolajen kaybı sonucu artar.

Eşdizimler

تَجَعَّدَ

يَتَجَعَّدُ، تَجَعُّد

تَجَعَّدَ الْجِلْدُ حَوْلَ عَيْنَيْهَا مَعَ كُلِّ ابْتِسَامَةٍ تَظْهَرُ عَلَى وَجْهِهَا.

Yüzünde beliren her gülümsemeyle gözlerinin etrafındaki cilt kırıştı.

تَجَعَّدَتِ الْأَوْرَاقُ الْقَدِيمَةُ فِي الْكِتَابِ بِسَبَبِ الرُّطُوبَةِ وَالْإِهْمَالِ.

Kitaptaki eski sayfalar nem ve ihmal nedeniyle buruştu.