عِنْدَمَا سَمِعَ الطِّفْلُ صَوْتًا فِي الظَّلَامِ، تَحَرَّكَ بِبُطْءٍ نَحْوَ الْبَابِ.
Çocuk karanlıkta bir ses duyunca kapıya doğru yavaşça hareket etti.
عِنْدَمَا سَمِعَ الطِّفْلُ صَوْتًا فِي الظَّلَامِ، تَحَرَّكَ بِبُطْءٍ نَحْوَ الْبَابِ.
Çocuk karanlıkta bir ses duyunca kapıya doğru yavaşça hareket etti.
تَحَرَّكَتِ الْمِيَاهُ فِي الْبُحَيْرَةِ بِفِعْلِ الرِّيَاحِ.
Rüzgarın etkisiyle göldeki sular devindi.
تَحَرَّكَتِ الشُّرْطَةُ بِسُرْعَةٍ لِلْقَبْضِ عَلَى اللُّصُوصِ بَعْدَ الْبَلَاغِ.
Polis, ihbar üzerine hırsızları yakalamak için hızla faaliyete geçti.
oynamak, harekete geçmek, hareketlenmek, kımıldamak, kımıldanmak, kıpırdamak, kıpırdanmak, dinamikleşmek, yekinmek, kıpramak
بَدَأَ الْجُنُودُ تَحَرُّكًا سَرِيعًا نَحْوَ الْعَدُوِّ.
Askerler düşmana doğru hızlı bir hareket başlattılar.
oynama, manevra, harekât, hareketlenme, devim, devinim, devinme, kımıldama, kımıldanma, kımıldayış, kıpırdama, kıpırdanma, kıprama, kıpırdanış, kıpırdayış, hareketleniş, deviniş, kıprayış