تَحَشَّرَ النَّاسُ فِي الحَافِلَةِ الصَّغِيرَةِ.
İnsanlar küçük otobüste sıkıştı.
تَحَشَّرَ النَّاسُ فِي الحَافِلَةِ الصَّغِيرَةِ.
İnsanlar küçük otobüste sıkıştı.
تَحْشُرُ الْأُمُّ أَمْتِعَةَ الْعَائِلَةِ فِي الْحَقَائِبِ قَبْلَ السَّفَرِ.
Anne, seyahatten önce aile eşyalarını valizlere sıkıştırıyor.
تَحْشُرُ الْفَتَاةُ كُتُبَهَا فِي حَقِيبَتِهَا الْمَدْرَسِيَّةِ.
Kız, kitaplarını okul çantasına tıkıştırıyor.
böcelenmek