أَثَارَ التَّحَيُّرُ فِي عُيُونِ الْأَطْفَالِ فُضُولَ الْكِبَارِ.
Çocukların gözlerindeki hayret yetişkinlerin merakını uyandırdı.
أَثَارَ التَّحَيُّرُ فِي عُيُونِ الْأَطْفَالِ فُضُولَ الْكِبَارِ.
Çocukların gözlerindeki hayret yetişkinlerin merakını uyandırdı.
كَانَ التَّحَيُّرُ بَادِيًا عَلَى وَجْهِهِ بَعْدَ سَمَاعِ الخَبَرِ.
Haberi duyduktan sonra yüzünde şaşkınlık vardı.
شَعَرْتُ بِتَحَيُّرٍ شَدِيدٍ عِنْدَمَا رَأَيْتُ ذَلِكَ الْمَشْهَدَ الْغَرِيبَ.
O garip sahneyi gördüğümde büyük bir şaşırma hissettim.
şaşalama, bocalayış
تَحَيَّرَ الطِّفْلُ عِنْدَمَا رَأَى الأَلْعَابَ الكَثِيرَةَ.
Çocuk bu kadar çok oyuncağı görünce şaşakaldı.
şaşalamak, şaşkınlaşmak, afallamak, afallaşmak, apışmak, ikirciklenmek