الضَّوْءُ يَتَخَلَّلُ أَوْرَاقَ الشَّجَرِ فِي الْغَابَةِ، مِمَّا يَخْلُقُ مَنْظَراً جَمِيلاً.
Işık, ormandaki ağaç yapraklarının arasına girerek güzel bir manzara yaratıyor.
الضَّوْءُ يَتَخَلَّلُ أَوْرَاقَ الشَّجَرِ فِي الْغَابَةِ، مِمَّا يَخْلُقُ مَنْظَراً جَمِيلاً.
Işık, ormandaki ağaç yapraklarının arasına girerek güzel bir manzara yaratıyor.
الْمَاءُ يَتَخَلَّلُ التُّرْبَةَ بِسُهُولَةٍ بَعْدَ هُطُولِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.
Şiddetli yağmurdan sonra su toprağa kolayca nüfuz ediyor.
يَجِبُ أَنْ تَتَخَلَّلَ قِيَمُ النَّزَاهَةِ جَمِيعَ جَوَانِبِ الْعَمَلِ.
Dürüstlük değerleri işin tüm yönlerine işlemelidir.
hulul etmek, sızılmak
sirkelenme, sirkeleşme