تَدَلَّتِ الزِّينَةُ مِنَ السَّقْفِ.
Süsler tavandan asılı kaldı.
تَدَلَّتِ الْأَغْصَانُ مِنَ الشَّجَرَةِ.
Dallar ağaçtan sarktı.
salkımak