تَرَجَّيْتُهُ أَنْ يُسَامِحَنِي عَلَى خَطَئِي الْفَادِحِ الَّذِي ارْتَكَبْتُهُ.
Yaptığım büyük hata için beni affetmesi için ona yalvardım.
تَرَجَّيْتُهُ أَنْ يُسَامِحَنِي عَلَى خَطَئِي الْفَادِحِ الَّذِي ارْتَكَبْتُهُ.
Yaptığım büyük hata için beni affetmesi için ona yalvardım.
أَتَرَجَّى مِنَ اللهِ أَنْ يَمْنَحَنِي الْقُوَّةَ لِتَحَمُّلِ هَذِهِ الْمِحْنَةِ.
Allah'tan bu zorluğun üstesinden gelmem için bana güç vermesini diliyorum.
تَرَجَّتِ الْأُمُّ الطَّبِيبَ أَنْ يُنْقِذَ حَيَاةَ ابْنِهَا الْمَرِيضِ.
Anne, hasta oğlunun hayatını kurtarması için doktora yalvardı.
istirham etmek, istirhamda bulunmak