رَدَّ عَلَى الرِّسَالَةِ بِسُرْعَةٍ لِأَنَّهُ كَانَ يَنْتَظِرُهَا.
Mesajı hızlıca cevapladı çünkü onu bekliyordu.
رَدَّ عَلَى الرِّسَالَةِ بِسُرْعَةٍ لِأَنَّهُ كَانَ يَنْتَظِرُهَا.
Mesajı hızlıca cevapladı çünkü onu bekliyordu.
رَدَّ الْمُدِيرُ الطَّلَبَ لِأَنَّهُ غَيْرُ مُكْتَمِلٍ.
Müdür, eksik olduğu için talebi reddetti.
رَدَّ الْمُسْتَعِيرُ الْكِتَابَ إِلَى الْمَكْتَبَةِ فِي الْمَوْعِدِ الْمُحَدَّدِ.
Ödünç alan kişi kitabı belirlenen zamanda kütüphaneye iade etti.
Ayrıca: yanıt vermek, cevaplamak, yanıtlamak, geri vermek
ses vermek, karşılık vermek, geri göndermek, mukabele etmek, irca etmek, mukabelede bulunmak
كَانَ رَدُّهُ سَرِيعاً وَمُقْنِعاً عَلَى السُّؤَالِ الْمَطْرُوحِ.
Sorulan soruya cevabı hızlı ve ikna ediciydi.
تَلَقَّيْتُ أَخِيرًا رَدًّا عَلَى رِسَالَتِي بَعْدَ فَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Mektubuma uzun bir süre sonra nihayet bir yanıt aldım.
طَرِيقَةُ الرَّدِّ عَلَى الْأَسْئِلَةِ تَدُلُّ عَلَى نَجَاحِ الطَّالِبِ.
Soruları cevaplama şekli, öğrencinin başarısını gösterir.
Ayrıca: yanıtlama
tepki, karşılık, replik, mukabele, cevaplandırma, irca, reddediş, yanıtlayış, yanıtlanış, cevaplayış, cevaplanma