أَثَارَ تَرَشُّحُهُ حَمَاسَةً كَبِيرَةً فِي الْحِزْبِ.
Onun namzetliği partide büyük bir heyecan yarattı.
أَثَارَ تَرَشُّحُهُ حَمَاسَةً كَبِيرَةً فِي الْحِزْبِ.
Onun namzetliği partide büyük bir heyecan yarattı.
taliplilik
قَرَّرَ أَنْ يَتَرَشَّحَ لِلِانْتِخَابَاتِ الْبَرْلَمَانِيَّةِ الْقَادِمَةِ.
Yaklaşan parlamento seçimlerine aday olmaya karar verdi.
تَرَشَّحَ الْمَاءُ مِنَ الْقُمَاشِ إِلَى الْكَأْسِ.
Su kumaştan bardağa süzüldü.
بَدَأَ الْمَاءُ يَتَرَشَّحُ مِنْ خِلَالِ الشُّقُوقِ الصَّغِيرَةِ فِي الْجِدَارِ.
Su, duvardaki küçük çatlaklardan sızmaya başladı.
talip olmak