أَزْعَجَ الضَّجِيجُ الْجِيرَانَ فِي وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ اللَّيْلِ.
Gürültü, gece geç saatlerde komşuları rahatsız etti.
أَزْعَجَ الضَّجِيجُ الْجِيرَانَ فِي وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ اللَّيْلِ.
Gürültü, gece geç saatlerde komşuları rahatsız etti.
أَزْعَجَنِي تَأَخُّرُ الْقِطَارِ عَنْ مَوْعِدِهِ.
Trenin gecikmesi canımı sıktı.
أَزْعَجَنِي سُلُوكُهُ غَيْرُ الْمُهَذَّبِ فِي الِاجْتِمَاعِ.
Toplantıdaki kaba davranışı beni tedirgin etti.
acı gelmek, zahmet olmak, gölge etmek, zahmet vermek, göze diken olmak, dokunmak, musallat olmak, gıcık etmek, tadını kaçırmak, sıkmak, içini sıkmak, huzurunu kaçırmak, tahriş etmek, illet etmek, başağrısı olmak, yormak, ayağına dolanmak, başına dolamak, içini kemirmek, illallah dedirtmek, muziplik etmek, tazip etmek, küstürmek, tırmalamak, usandırmak, gamlandırmak, darlamak, izaç etmek, perişanlık vermek, askıntılık etmek, baymak, bezdirmek, bunaltmak, sinirlendirmek, uğraştırmak, gıcık vermek, kafa şişirmek, sinirleri bozmak