هُوَ يَتَزَلَّفُ لِرَئِيسِهِ فِي الْعَمَلِ لِلْحُصُولِ عَلَى تَرْقِيَةٍ.
Terfi almak için iş yerinde patronuna yağcılık yapıyor.
هُوَ يَتَزَلَّفُ لِرَئِيسِهِ فِي الْعَمَلِ لِلْحُصُولِ عَلَى تَرْقِيَةٍ.
Terfi almak için iş yerinde patronuna yağcılık yapıyor.
لَا أُحِبُّ أَنْ أَتَزَلَّفَ لِأَحَدٍ حَتَّى أُحَقِّقَ أَهْدَافِي.
Hedeflerime ulaşmak için kimseye dalkavukluk etmek istemiyorum.
yağ çekmek, yalakalık etmek, fır dönmek, kavuk sallamak, yaltaklık etmek, müdara etmek, sürtünüp durmak, tabasbus etmek, yağcılık etmek, uşaklık etmek, dalkavuklaşmak, eteklemek, koltuklamak, koltuklanmak, yılışmak, yıvışmak, yaltaklanmak, okkalamak, pohpohlamak, pohpohlanmak, sırnaşmak, hulus çakmak, arkasını sıvamak, yalaka olmak, etrafında dört dönmek
لَا أُحِبُّ التَّزَلُّفَ إِلَى الْمُدِيرِ.
Müdüre yağcılık yapmayı sevmem.
yaltaklık, yalakalık, yaltakçılık, tabasbus, pohpohlama, etekleme, koltuklama, yılışma, yaltaklanma, sırnaşma, çanak yalayıcılık, kemik yalayıcılık, daltabanlık, huluskârlık, yılışıklık, yılışkanlık