يَجِبُ أَنْ يُوَفِّرَ مَكَانُ التَّسَتُّرِ مَكَانًا آمِنًا.
Duldalanma alanı, güvenli bir yer sağlamalıdır.
يَجِبُ أَنْ يُوَفِّرَ مَكَانُ التَّسَتُّرِ مَكَانًا آمِنًا.
Duldalanma alanı, güvenli bir yer sağlamalıdır.
gizlenilme, gizleniş, örtünme, örtülüş, perdeleniş
تَسْتُرُ الْغُيُومُ الشَّمْسَ فِي يَوْمٍ قَائِظٍ.
Bulutlar sıcak bir günde güneşi sakladı.
لَا تُحَاوِلْ أَنْ تَتَسَتَّرَ عَلَى الْحَقِيقَةِ مَهْمَا كَانَتْ مُؤْلِمَةً.
Gerçek ne kadar acı olursa olsun onu gizlemeye çalışma.
يَجِبُ أَنْ نَتَسَتَّرَ عَلَى عُيُوبِ الْآخَرِينَ قَدْرَ الْإِمْكَانِ.
Mümkün olduğunca başkalarının kusurlarını örtmeliyiz.
duldalanmak, örtünmek