لَمْ أُحِبَّ تَشَدُّدَ الْمُدِيرِ فِي الْقَوَاعِدِ.

Müdürün kurallardaki sertliğini sevmedim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

تَشَدَّدَ

يَتَشَدَّدُ، تَشَدُّد

تَشَدَّدَ الْمَوْقِفُ بَيْنَ الطَّرَفَيْنِ بَعْدَ فَشَلِ الْمُفَاوَضَاتِ.

Müzakerelerin başarısız olmasının ardından taraflar arasındaki durum sertleşti.

تَشَدَّدَتِ الْقَوَانِينُ بَعْدَ وُقُوعِ الْحَادِثِ الْإِرْهَابِيِّ.

Terör olayının ardından yasalar katılaştı.

تَشَدَّدَتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ فِي الْبِلَادِ.

Ülkedeki ekonomik kriz şiddetlendi.