دَرَسْنَا تَشَكُّلَ الْغُيُومِ فِي حِصَّةِ الْعُلُومِ.
Fen dersinde bulutların oluşumunu inceledik.
دَرَسْنَا تَشَكُّلَ الْغُيُومِ فِي حِصَّةِ الْعُلُومِ.
Fen dersinde bulutların oluşumunu inceledik.
oluş, oluşma, biçimlenme, kalıplanma, kurulma, örgütleniş, şekillenme, tekevvün, şekilleniş, yapılanış, şekilleşme, cisimlenme, cisimleşme
تَشَكَّلَتْ لَجْنَةٌ لِدِرَاسَةِ تَأْثِيرِ الْمَشْرُوعِ عَلَى الْبِيئَةِ الْمُحِيطَةِ.
Projenin çevre üzerindeki etkisini incelemek için bir komisyon teşekkül etti.
تَشَكَّلَتِ الْحُكُومَةُ الْجَدِيدَةُ بَعْدَ مُفَاوَضَاتٍ طَوِيلَةٍ بَيْنَ الْأَحْزَابِ السِّيَاسِيَّةِ.
Yeni hükümet, siyasi partiler arasında uzun müzakerelerden sonra oluştu.
تَشَكَّلَتِ الرِّمَالُ فِي الصَّحْرَاءِ بِفِعْلِ الرِّيَاحِ لِتُكَوِّنَ كُثْبَانًا رَمْلِيَّةً.
Çölde kumlar, rüzgarın etkisiyle şekillenerek kum tepeleri oluşturdu.
meydana gelmek, şekil almak, vücut bulmak, biçim almak, görünüş almak, kalıplanmak, kurulmak, örgütlenmek, yapılanmak, boyutlanmak, şekillendirilmek, şekilleşmek, cisimlenmek, cisimleşmek