تَضَجَّرَتِ الْمَرْأَةُ مِنْ سُوءِ خِدْمَةِ الْعُمَلَاءِ فِي الْمَطْعَمِ.
Kadın, restorandaki kötü müşteri hizmetlerinden şikayet etti.
تَضَجَّرَتِ الْمَرْأَةُ مِنْ سُوءِ خِدْمَةِ الْعُمَلَاءِ فِي الْمَطْعَمِ.
Kadın, restorandaki kötü müşteri hizmetlerinden şikayet etti.
تَضَجَّرَ السَّائِحُ مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ فِي الصَّفِّ.
Turist, sırada uzun süre beklemekten sıkıldı.
تَضَجَّرَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ مِنِ ارْتِفَاعِ الْأَسْعَارِ.
Yaşlı adam, fiyatların yüksekliğinden homurdandı.
mızıklanmak, ilenmek, yüksünmek, sıkınmak, poflamak, oflamak, zırıldanmak, zorsunmak, sıkılanmak
ظَهَرَ التَّضَجُّرُ عَلَى وَجْهِهِ.
Yüzünde bıkkınlık belirdi.
yüksünme, sıkınma, oflama, mızıklanma, ilenme, sızıltı, bezginleşme, içerleyiş, sıkılanma