تَعَذَّبَ الْحَيَوَانُ الْمِسْكِينُ بِسَبَبِ الْجُرْحِ الْعَمِيقِ الَّذِي أَصَابَهُ فِي قَدَمِهِ.
Zavallı hayvan, ayağındaki derin yara yüzünden acı çekti.
تَعَذَّبَ الْحَيَوَانُ الْمِسْكِينُ بِسَبَبِ الْجُرْحِ الْعَمِيقِ الَّذِي أَصَابَهُ فِي قَدَمِهِ.
Zavallı hayvan, ayağındaki derin yara yüzünden acı çekti.
تَعَذَّبَ السَّجِينُ ظُلْماً فِي السِّجْنِ لِسَنَوَاتٍ طَوِيلَةٍ قَبْلَ إِطْلَاقِ سَرَاحِهِ.
Mahkum, serbest bırakılmadan önce uzun yıllar boyunca hapishanede haksız yere işkence gördü.
تَعَذَّبَ الرَّجُلُ كَثِيراً بِسَبَبِ الْمَرَضِ الَّذِي أَصَابَهُ فِي السَّنَوَاتِ الْأَخِيرَةِ.
Adam, son yıllarda yakalandığı hastalık yüzünden çok eziyet çekti.
muazzep olmak