تَعَذَّرَ

يَتَعَذَّرُ، تَعَذُّر

تَعَذَّرَ عَلَى الْفَرِيقِ إِكْمَالُ الْمَشْرُوعِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ بِسَبَبِ الظُّرُوفِ الْقَاهِرَةِ.

Mücbir sebeplerden dolayı ekibin projeyi zamanında tamamlaması imkansız oldu.

تَعَذَّرَ الْوُصُولُ إِلَى الْقِمَّةِ بِسَبَبِ سُوءِ الْأَحْوَالِ الْجَوِّيَّةِ وَتَسَاقُطِ الثُّلُوجِ الْكَثِيفِ.

Kötü hava koşulları ve yoğun kar yağışı nedeniyle zirveye ulaşmak mümkün olmadı.

تَعَذَّرَ عَقْدُ الِاجْتِمَاعِ بِسَبَبِ عَدَمِ اكْتِمَالِ النِّصَابِ الْقَانُونِيِّ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.

Yasal çoğunluk sağlanamadığı için toplantı zamanında gerçekleşemedi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler