تَغَلَّبَتْ إِرَادَةُ الشَّعْبِ عَلَى الظُّلْمِ وَالِاسْتِبْدَادِ فِي النِّهَايَةِ
Halkın iradesi sonunda zulme ve baskıya galip geldi.
تَغَلَّبَتْ إِرَادَةُ الشَّعْبِ عَلَى الظُّلْمِ وَالِاسْتِبْدَادِ فِي النِّهَايَةِ
Halkın iradesi sonunda zulme ve baskıya galip geldi.
يَجِبُ عَلَيْنَا أَنْ نَتَغَلَّبَ عَلَى الصِّعَابِ لِتَحْقِيقِ أَهْدَافِنَا فِي الْحَيَاةِ
Hayattaki hedeflerimize ulaşmak için zorlukların üstesinden gelmeliyiz.
اسْتَطَاعَ الْفَرِيقُ أَنْ يَتَغَلَّبَ عَلَى مُنَافِسِهِ الْقَوِيِّ فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ
Takım final maçında güçlü rakibini yenmeyi başardı.
üstün çıkmak, domine etmek, tefevvuk etmek
سَاعَدَنَا الصَّبْرُ عَلَى التَّغَلُّبِ عَلَى الصُّعُوبَاتِ.
Sabır, zorlukların üstesinden gelmemize (galip gelmemize) yardımcı oldu.