يَجِبُ عَلَى الْأَطْفَالِ أَنْ يَتَعَلَّمُوا كَيْفِيَّةَ التَّغَوُّطِ فِي الْحَمَّامِ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ لِلْحِفَاظِ عَلَى النَّظَافَةِ.
Çocuklar, hijyeni korumak için tuvalette doğru şekilde dışkılamayı öğrenmelidir.
يَجِبُ عَلَى الْأَطْفَالِ أَنْ يَتَعَلَّمُوا كَيْفِيَّةَ التَّغَوُّطِ فِي الْحَمَّامِ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ لِلْحِفَاظِ عَلَى النَّظَافَةِ.
Çocuklar, hijyeni korumak için tuvalette doğru şekilde dışkılamayı öğrenmelidir.
الْكَلْبُ تَغَوَّطَ فِي كُلِّ مَكَانٍ فِي الْحَدِيقَةِ، لِذَا يَجِبُ عَلَيَّ تَنْظِيفُهُ.
Köpek bahçenin her yerine sıçmış, bu yüzden temizlemem gerekiyor.
اضْطُرَّ الْمُسَافِرُ إِلَى التَّغَوُّطِ فِي الْعَرَاءِ بِسَبَبِ عَدَمِ وُجُودِ دَوْرَاتِ مِيَاهٍ عَامَّةٍ فِي الْمِنْطَقَةِ.
Gezgin, bölgede halka açık tuvalet bulunmaması nedeniyle açık havada def-i hacet etmek zorunda kaldı.
kaka yapmak, defihacet etmek, boklamak, kığılamak, yestehlemek
سَأَلَ الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ عَنِ انْتِظَامِ التَّغَوُّطِ لَدَيْهِ.
Doktor, hastanın büyük abdest düzeni hakkında sorular sordu.
dışkılama, yestehleme, sıçma