تَقَصَّى

يَتَقَصَّى، تَقَصٍّ

يَجِبُ عَلَى البَاحِثِ أَنْ يَتَقَصَّى الحَقَائِقَ قَبْلَ نَشْرِ أَيِّ مَعْلُومَاتٍ لِلْجُمْهُورِ.

Araştırmacı, kamuoyuna herhangi bir bilgi yayınlamadan önce gerçekleri incelemelidir.

تَقَصَّى المُحَقِّقُ عَنِ الأَدِلَّةِ فِي مَسْرَحِ الجَرِيمَةِ لِلْعُثُورِ عَلَى الجَانِي.

Müfettiş, suçluyu bulmak için olay yerindeki delilleri araştırdı.

بَدَأَتِ الشُّرْطَةُ تَتَقَصَّى عَنْ مُلَابَسَاتِ الحَادِثِ الغَامِضِ الَّذِي وَقَعَ فِي المَدِينَةِ.

Polis, şehirde meydana gelen gizemli olayın koşullarını soruşturmaya başladı.