التَّقَيُّدُ بِالْقَوَاعِدِ هُوَ مَسْؤُولِيَّةُ الْجَمِيعِ.
Kurallara takayyüt etmek, herkesin sorumluluğundadır.
التَّقَيُّدُ بِالْقَوَاعِدِ هُوَ مَسْؤُولِيَّةُ الْجَمِيعِ.
Kurallara takayyüt etmek, herkesin sorumluluğundadır.
يَجِبُ عَلَى كُلِّ مُوَاطِنٍ أَنْ يَتَقَيَّدَ بِالْقَوَانِينِ وَالْأَنْظِمَةِ فِي الْبِلَادِ.
Her vatandaş ülkedeki yasa ve düzenlemelere bağlı olmak zorundadır.
يَجِبُ عَلَى السَّائِقِينَ أَنْ يَتَقَيَّدُوا بِإِشَارَاتِ الْمُرُورِ لِتَجَنُّبِ الْحَوَادِثِ.
Sürücüler kazaları önlemek için trafik işaretlerine uymak zorundadır.
يَجِبُ عَلَى الْمُوَظَّفِينَ أَنْ يَتَقَيَّدُوا بِسِيَاسَاتِ الشَّرِكَةِ وَإِجْرَاءَاتِهَا.
Çalışanlar şirket politikalarına ve prosedürlerine riayet etmek zorundadır.
kısıtlanmak, bukağılanmak, kösteklenmek, sınırlanmak, dizginlenmek