عِنْدَمَا تَشَاجَرَ مَعَ صَدِيقِهِ، تَكَدَّرَ مِزَاجُ مُحَمَّدٍ وَأَصْبَحَ صَامِتًا.
Arkadaşıyla kavga edince, Mehmet'in neşesi kaçtı ve sessizleşti.
عِنْدَمَا تَشَاجَرَ مَعَ صَدِيقِهِ، تَكَدَّرَ مِزَاجُ مُحَمَّدٍ وَأَصْبَحَ صَامِتًا.
Arkadaşıyla kavga edince, Mehmet'in neşesi kaçtı ve sessizleşti.
bulanmak
ظَهَرَ تَكَدُّرٌ عَلَى وَجْهِهِ بَعْدَ سَمَاعِ الخَبَرِ.
Haberi duyunca yüzünde üzüntü belirdi.
sıkıntı, bulanıklık