تَكَرَّمَ الجَارُ بِمُسَاعَدَتِنَا فِي نَقْلِ الأَثَاثِ إِلَى المَنْزِلِ الجَدِيدِ.
Komşu, yeni eve eşya taşımamıza yardım ederek nezaket gösterdi.
تَكَرَّمَ الجَارُ بِمُسَاعَدَتِنَا فِي نَقْلِ الأَثَاثِ إِلَى المَنْزِلِ الجَدِيدِ.
Komşu, yeni eve eşya taşımamıza yardım ederek nezaket gösterdi.
تَكَرَّمَ الرَّجُلُ بِالتَّبَرُّعِ بِمَبْلَغٍ كَبِيرٍ لِلْمُحْتَاجِينَ فِي رَمَضَانَ.
Adam, Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine büyük bir miktar bağışta bulunarak cömert davrandı.
تَكَرَّمَ المُدِيرُ بِمَنْحِنَا يَوْمَ إِجَازَةٍ إِضَافِيًّا بِمُنَاسَبَةِ العِيدِ.
Müdür, bayram vesilesiyle bize ek bir gün izin vermekle lütfetti.
kerem etmek, tenezzül etmek
شَكَرْتُهُ عَلَى تَكَرُّمِهِ.
Lütfu için ona teşekkür ettim.
tenezzül