تَلَبَّكَ

يَتَلَبَّكُ

تَلَبَّكَ الرَّجُلُ عِنْدَمَا رَأَى سَيَّارَتَهُ مَفْقُودَةً مِنْ مَكَانِهَا الْمُعْتَادِ.

Adam, arabasını her zamanki yerinde bulamayınca şaşırdı.

تَلَبْكَتِ الفَتَاةُ عِنْدَمَا سَأَلَهَا المُدِيرُ سُؤَالًا مُفَاجِئًا فِي الِاجْتِمَاعِ.

Kız, müdürün toplantıda ani bir soru sorması üzerine afalladı.