أُحِبُّ أَنْ أَتَذَوَّقَ الطَّعَامَ بِبُطْءٍ وَأَتَلَذَّذَ بِكُلِّ لُقْمَةٍ.
Yemeği yavaşça tatmayı ve her lokmadan zevk almayı severim.
أُحِبُّ أَنْ أَتَذَوَّقَ الطَّعَامَ بِبُطْءٍ وَأَتَلَذَّذَ بِكُلِّ لُقْمَةٍ.
Yemeği yavaşça tatmayı ve her lokmadan zevk almayı severim.
تَمَنَّى أَنْ يَتَلَذَّذَ بِالنَّجَاحِ بَعْدَ كُلِّ هَذَا الجُهْدِ.
Bunca çabadan sonra başarının tadını çıkarmayı umuyordu.
haz almak, lezzet almak, mütelezziz olmak, hazzetmek, zevklenmek