نَتِيجَةَ تَمَزُّقِ الْحَبْلِ، سَقَطَتِ الْحُمُولَةُ عَلَى الْأَرْضِ وَتَضَرَّرَتْ.
Halatın kopması sonucu, yük yere düştü ve hasar gördü.
نَتِيجَةَ تَمَزُّقِ الْحَبْلِ، سَقَطَتِ الْحُمُولَةُ عَلَى الْأَرْضِ وَتَضَرَّرَتْ.
Halatın kopması sonucu, yük yere düştü ve hasar gördü.
yırtılış, yırtılma, yırtılmışlık, paralanma
تَمَزَّقَ الثَّوْبُ القَدِيمُ بِسَبَبِ كَثْرَةِ الِاسْتِعْمَالِ.
Eski elbise, çok kullanımdan dolayı yırtıldı.
تَمَزَّقَ العَلَمُ فِي العَاصِفَةِ القَوِيَّةِ.
Bayrak, şiddetli fırtınada parçalandı.
didik didik olmak, kopmak, paralanmak, paçavralaşmak