تَوَرَّدَتْ وَجْنَتَاهَا خَجَلًا عِنْدَمَا تَلَقَّتِ الْإِطْرَاءَ.
Övgü aldığında yanakları utançtan kızardı.
تَوَرَّدَتْ وَجْنَتَاهَا خَجَلًا عِنْدَمَا تَلَقَّتِ الْإِطْرَاءَ.
Övgü aldığında yanakları utançtan kızardı.
pembeleşmek, allanmak, al al olmak, güllenmek
kırmızılaşma, kırmızılık, kızılış, pembeleşme, güllenme, allanma