تَوَغَّلَ السَّائِحُونَ فِي الغَابَةِ.
Turistler ormanın içlerine doğru ilerledi.
تَوَغَّلَ السَّائِحُونَ فِي الغَابَةِ.
Turistler ormanın içlerine doğru ilerledi.
تَوَغَّلَتْ جُذُورُ الشَّجَرَةِ فِي الْأَرْضِ.
Ağacın kökleri toprağa nüfuz etti.
بَدَأَتِ الْأَفْكَارُ الْجَدِيدَةُ تَتَوَغَّلُ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Yeni fikirler toplumda yayılmaya başladı.
أَدَانَتِ الحُكُومَةُ تَوَغُّلَ القُوَّاتِ فِي أَرَاضِيهَا.
Hükümet, birliklerin topraklarına sızmasını kınadı.