ثَنَى الْعَامِلُ الْحَدِيدَ لِيَسْهُلَ حَمْلُهُ وَنَقْلُهُ إِلَى الْمَوْقِعِ.
İşçi, taşınmasını kolaylaştırmak için demiri büktü.
ثَنَى الْعَامِلُ الْحَدِيدَ لِيَسْهُلَ حَمْلُهُ وَنَقْلُهُ إِلَى الْمَوْقِعِ.
İşçi, taşınmasını kolaylaştırmak için demiri büktü.
ثَنَى السائقُ السيارةَ بسرعةٍ لتجنبِ الاصطدامِ بالجدارِ.
Sürücü, duvara çarpmamak için arabayı hızla çevirdi.
ثَنَى الْوَرَقَةَ بِعِنَايَةٍ قَبْلَ وَضْعِهَا فِي الظَّرْفِ.
Zarfın içine koymadan önce kağıdı dikkatlice katladı.
eğmek, eğdirmek, vazgeçirmek, büktürmek, eğriltmek, eğritmek