تَعَرَّضَ الْمَبْنَى لِأَضْرَارٍ جَسِيمَةٍ بَعْدَ الزِّلْزَالِ.
Bina depremden sonra ağır hasar gördü.
تَعَرَّضَ الْمَبْنَى لِأَضْرَارٍ جَسِيمَةٍ بَعْدَ الزِّلْزَالِ.
Bina depremden sonra ağır hasar gördü.
وَاجَهَتِ الشَّرِكَةُ خَسَائِرَ جَسِيمَةً بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Şirket, ekonomik kriz nedeniyle büyük kayıplar yaşadı.
vahim
يُحَاوِلُ الْفِيزِيَائِيُّونَ فَهْمَ سُلُوكِ الْجُسَيْمَاتِ دُونَ الذَّرِّيَّةِ.
Fizikçiler, atom altı parçacıkların davranışlarını anlamaya çalışıyorlar.
tanecik, partikül, cisimcik