الْجَرْوُ الصَّغِيرُ كَانَ يَلْعَبُ فِي الْحَدِيقَةِ بِكُلِّ سَعَادَةٍ وَنَشَاطٍ.
Küçük köpek yavrusu bahçede mutlulukla ve enerjiyle oynuyordu.
الْجَرْوُ الصَّغِيرُ كَانَ يَلْعَبُ فِي الْحَدِيقَةِ بِكُلِّ سَعَادَةٍ وَنَشَاطٍ.
Küçük köpek yavrusu bahçede mutlulukla ve enerjiyle oynuyordu.
رَأَيْتُ جَرْوًا لَطِيفًا يَلْعَبُ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede oynayan sevimli bir enik gördüm.
yavru, göbelez, göcen