صَنَعَ الحِرَفِيُّ حَقِيبَةً جَمِيلَةً مِنَ الجِلْدِ الطَّبِيعِيِّ.
Zanaatkar doğal deriden güzel bir çanta yaptı.
صَنَعَ الحِرَفِيُّ حَقِيبَةً جَمِيلَةً مِنَ الجِلْدِ الطَّبِيعِيِّ.
Zanaatkar doğal deriden güzel bir çanta yaptı.
البَقَاءُ فِي الشَّمْسِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ دُونَ وَضْعِ وَاقِي الشَّمْسِ يَضُرُّ الجِلْدَ.
Güneş kremi sürmeden uzun süre güneşte kalmak cilde zarar verir.
كَانَ جِلْدُهُ نَاعِمًا كَالحَرِيرِ.
Teni ipek kadar yumuşaktı.
post, kürk, gön, meşin
جَلَدَ الرَّاعِي الْحِمَارَ بِالسَّوْطِ.
Çoban eşeği kırbaçladı.
dövmek, dayaklamak, sopalamak, pataklamak, sopa atmak
قَرَأْنَا فِي كِتَابِ التَّارِيخِ أَنَّ الْجَلْدَ كَانَ عُقُوبَةً قَدِيمَةً فِي بَعْضِ الْبِلَادِ.
Tarih kitabında kırbaçlamanın bazı ülkelerde eski bir ceza olduğunu okuduk.
dayak, dövülme, dayaklama, dayaklanma, kamçılanma, kamçılayış, kırbaçlanma, sopalama, sopalanma, pataklama, kamçılatma
أُرِيدُ أَنْ أُجَلِّدَ كُتُبِي القَدِيمَةَ وَالمُتَهَالِكَةَ مِنْ جَدِيدٍ.
Eski ve yıpranmış kitaplarımı yeniden ciltlemek istiyorum.
ciltlettirmek
الِانْتِظَارُ بِجَلَدٍ هُوَ الحَلُّ الأَفْضَلُ فِي بَعْضِ الأَحْيَانِ.
Sabırla beklemek bazen en iyi çözümdür.
tahammül, metanet, metanetlilik, sabrediş