فَضَّلَ الْجُلُوسَ عَلَى الْكُرْسِيِّ الْمُرِيحِ بَعْدَ يَوْمِ عَمَلٍ طَوِيلٍ.
Uzun bir iş gününden sonra rahat sandalyede oturmayı tercih etti.
فَضَّلَ الْجُلُوسَ عَلَى الْكُرْسِيِّ الْمُرِيحِ بَعْدَ يَوْمِ عَمَلٍ طَوِيلٍ.
Uzun bir iş gününden sonra rahat sandalyede oturmayı tercih etti.
اسْتَمَرَّ الْجُلُوسُ فِي الِاجْتِمَاعِ لِمُدَّةِ ثَلَاثِ سَاعَاتٍ مُتَوَاصِلَةٍ.
Toplantıdaki oturum aralıksız üç saat sürdü.
oturulma, oturuş, tünme