كَانَتِ الْجَمَرَاتُ الْمُتَبَقِّيَةُ عَلَى النَّارِ لَا تَزَالُ تَحْتَفِظُ بِحَرَارَتِهَا.
Ateşin üzerinde kalan közler hala sıcaklığını koruyordu.
كَانَتِ الْجَمَرَاتُ الْمُتَبَقِّيَةُ عَلَى النَّارِ لَا تَزَالُ تَحْتَفِظُ بِحَرَارَتِهَا.
Ateşin üzerinde kalan közler hala sıcaklığını koruyordu.
كَانَتِ الْجَمْرَةُ الصَّغِيرَةُ كَافِيَةً لِإِشْعَالِ النَّارِ فِي الْحَطَبِ الْجَافِّ.
Küçük bir kor parçası, kuru odunlarda ateş yakmak için yeterliydi.
وُضِعَتِ الْجَمْرَةُ فِي الْمَوْقِدِ لِتَدْفِئَةِ الْغُرْفَةِ فِي اللَّيْلَةِ الْبَارِدَةِ.
Soğuk gecede odayı ısıtmak için ateş közü şömineye yerleştirildi.
cemre, şirpençe