يَبْدَأُ جَنْيُ الزَّيْتُونِ فِي الْخَرِيفِ.

Zeytin hasadı sonbaharda başlar.

جَنَى

يَجْنِي، جَنْي

جَنَى الفَلَّاحُ الثِّمَارَ.

Çiftçi meyveleri topladı.

جَنَى التَّاجِرُ أَرْبَاحًا كَثِيرَةً مِنْ هَذَا الْمَشْرُوعِ.

Tüccar bu projeden çok kâr elde etti.

جِنِّيّ

تَقُولُ الْحِكَايَةُ إِنَّ جِنِّيًّا يَسْكُنُ فِي الْبِئْرِ.

Hikâyeye göre kuyuda bir cin yaşar.

ظَهَرَتْ جِنِّيَّةٌ جَمِيلَةٌ فِي الْقِصَّةِ وَحَقَّقَتْ أُمْنِيَةَ الْفَتَاةِ.

Hikâyede güzel bir peri göründü ve kızın dileğini yerine getirdi.

İlişkili Kelimeler