لَدَيَّ حَاجَةٌ مَاسَّةٌ إِلَى الرَّاحَةِ بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ مِنَ العَمَلِ.
Uzun bir iş gününden sonra dinlenmeye çok ihtiyacım var.
لَدَيَّ حَاجَةٌ مَاسَّةٌ إِلَى الرَّاحَةِ بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ مِنَ العَمَلِ.
Uzun bir iş gününden sonra dinlenmeye çok ihtiyacım var.
تَلْبِيَةُ حَاجَةِ الجُمْهُورِ إِلَى المَعْلُومَاتِ هِيَ مَسْؤُولِيَّةُ الصِّحَافَةِ.
Halkın bilgi gereksinimini karşılamak, basının sorumluluğundadır.
لَيْسَ لَدَيَّ حَاجَةٌ لِسَيَّارَةٍ جَدِيدَةٍ.
Yeni bir arabaya gerek duymuyorum.
اشْتَرَيْتُ حَاجَةً صَغِيرَةً مِنَ السُّوقِ.
Pazardan küçük bir şey aldım.
Ayrıca: lüzum
hacet, gerekseme, muhtaçlık, lüzumluluk