حَتْمِيّ

كَانَ الْفَشَلُ حَتْمِيًّا بِسَبَبِ التَّخْطِيطِ السَّيِّئِ لِلْمَشْرُوعِ.

Projenin kötü planlanması nedeniyle başarısızlık kaçınılmazdı.

النَّجَاحُ حَتْمِيٌّ إِذَا بَذَلْنَا قُصَارَى جُهْدِنَا لِتَحْقِيقِ أَهْدَافِنَا.

Hedeflerimize ulaşmak için elimizden gelenin en iyisini yaparsak başarı kesindir.

التَّغْيِيرُ حَتْمِيٌّ فِي عَالَمٍ يَتَطَوَّرُ بِاسْتِمْرَارٍ.

Sürekli gelişen bir dünyada değişim zorunludur.