حَذَّرَ الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ مِنَ التَّدْخِينِ بِسَبَبِ خُطُورَتِهِ عَلَى صِحَّتِهِ.
Doktor, hastayı sağlığına zararlı olduğu için sigara içmemesi konusunda uyardı.
حَذَّرَ الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ مِنَ التَّدْخِينِ بِسَبَبِ خُطُورَتِهِ عَلَى صِحَّتِهِ.
Doktor, hastayı sağlığına zararlı olduğu için sigara içmemesi konusunda uyardı.
حَذَّرَتِ الشُّرْطَةُ السَّائِقِينَ مِنَ الْقِيَادَةِ بِسُرْعَةٍ فِي الْأَحْوَالِ الْجَوِّيَّةِ السَّيِّئَةِ.
Polis, sürücüleri kötü hava koşullarında hızlı araç kullanmamaları konusunda ikaz etti.
ihtar etmek, tembih etmek, tembihlemek
خُذْ حَذَرَكَ عِنْدَ عُبُورِ الشَّارِعِ.
Caddeyi geçerken dikkat et.
temkin, ihtiyatlılık, ihtiyatkârlık, sakınganlık, tevakki, tedbirlilik, dikkatlilik, temkinlilik, gözü açıklık, düşüncelilik
كُنْ حَذِراً عِنْدَ عُبُورِ الطَّرِيقِ فِي اللَّيْلِ لِتَجَنُّبِ الْحَوَادِثِ.
Kazaları önlemek için gece yolu geçerken dikkatli ol.
يَجِبُ أَنْ نَكُونَ حَذِرِينَ فِي التَّعَامُلِ مَعَ المَعْلُومَاتِ الشَّخْصِيَّةِ عَلَى الإِنْتَرْنِتِ.
İnternette kişisel bilgileri paylaşırken ihtiyatlı olmalıyız.
كُنْ حَذِراً عِنْدَ اتِّخَاذِ قَرَارَاتٍ مَالِيَّةٍ كَبِيرَةٍ لِتَجَنُّبِ الخَسَائِرِ.
Büyük mali kararlar alırken kayıpları önlemek için temkinli davran.
gözü açık, düşünceli, tedbirli, ihtiyatkâr, müteyakkız, sakıngan, sakınımlı
كُنْ عَلَى حِذْرٍ عِنْدَ عُبُورِ الطَّرِيقِ.
Yolu geçerken dikkatli ol.
حَذِرَ الرَّجُلُ مِنَ الْخَطَرِ.
Adam tehlikeden sakındı.