حَرَّمَ الْقَانُونُ التَّدْخِينَ فِي الْأَمَاكِنِ الْعَامَّةِ الْمُغْلَقَةِ
Yasa, kapalı kamusal alanlarda sigara içmeyi yasakladı.
حَرَّمَ الْقَانُونُ التَّدْخِينَ فِي الْأَمَاكِنِ الْعَامَّةِ الْمُغْلَقَةِ
Yasa, kapalı kamusal alanlarda sigara içmeyi yasakladı.
haram kılmak
يَقَعُ الْحَرَمُ الْجَامِعِيُّ خَارِجَ الْمَدِينَةِ.
Üniversite kampüsü şehrin dışında bulunuyor.
يَزُورُ مَلَايِينُ الْمُسْلِمِينَ الْحَرَمَ الْمَكِّيَّ كُلَّ عَامٍ.
Her yıl milyonlarca Müslüman Mekke'deki Harem-i Şerif'i ziyaret eder.
فِي الْقَصْرِ الْعُثْمَانِيِّ، كَانَتْ عَائِلَةُ السُّلْطَانِ تَعِيشُ فِي الْحَرَمِ.
Osmanlı sarayında, padişahın ailesi haremde yaşardı.
حَضَرَ الْمُدِيرُ وَحَرَمُهُ حَفْلَ التَّخَرُّجِ.
Müdür ve eşi mezuniyet törenine katıldı.
harim
حَرَمَ الْأَبُ ابْنَهُ مِنَ الْحَلْوَى عِقَابًا لَهُ.
Baba cezası olarak oğlunu tatlıdan mahrum bıraktı.
حَرُمَ التَّدْخِينُ فِي هَذِهِ الْقَاعَةِ.
Bu salonda sigara içmek yasaklandı.
menedilmek