فَرَضَتِ الْحُكُومَةُ حَظْراً عَلَى اسْتِيرَادِ بَعْضِ الْمُنْتَجَاتِ الزِّرَاعِيَّةِ لِحِمَايَةِ الْمُزَارِعِينَ الْمَحَلِّيِّينَ.
Hükümet, yerel çiftçileri korumak için bazı tarım ürünlerinin ithalatına yasak getirdi.
فَرَضَتِ الْحُكُومَةُ حَظْراً عَلَى اسْتِيرَادِ بَعْضِ الْمُنْتَجَاتِ الزِّرَاعِيَّةِ لِحِمَايَةِ الْمُزَارِعِينَ الْمَحَلِّيِّينَ.
Hükümet, yerel çiftçileri korumak için bazı tarım ürünlerinin ithalatına yasak getirdi.
دَعَا الْمُجْتَمَعُ الدَّوْلِيُّ إِلَى رَفْعِ الْحَظْرِ الْمَفْرُوضِ عَلَى الْبِلَادِ.
Uluslararası toplum, ülkeye uygulanan ambargonun kaldırılması için çağrıda bulundu.
men, yasaklama, menolunma, menetme, yasaklanış, yasaklanma, yasaklatma, yasaklayıcılık, yasakçılık, menediş, menediliş, yasaklayış, yasaklılık, yasaklandırma, nehiy, bloklama, yasaklık, menedilme, banlatma
قَرَّرَتِ الْحُكُومَةُ حَظْرَ التَّدْخِينِ فِي الْأَمَاكِنِ الْعَامَّةِ لِحِمَايَةِ صِحَّةِ الْمُوَاطِنِينَ.
Hükümet, vatandaşların sağlığını korumak için kamusal alanlarda sigara içmeyi yasaklamaya karar verdi.
اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى حَظْرِ اسْتِخْدَامِ الْمُوَظَّفِينَ لِوَسَائِلِ التَّوَاصُلِ الِاجْتِمَاعِيِّ خِلَالَ سَاعَاتِ الْعَمَلِ.
Şirket, çalışanlarının mesai saatleri içinde sosyal medyayı kullanmasını menetmek zorunda kaldı.
banlamak, yasaklandırmak, men etmek, engellemek