تَضَعُ أُمِّي اللَّحْمَ فِي الثَّلَّاجَةِ لِلْحِفَاظِ عَلَيْهِ مِنَ الْفَسَادِ فِي الصَّيْفِ.
Annem yazın bozulmasın diye eti buzdolabına koyar.
تَضَعُ أُمِّي اللَّحْمَ فِي الثَّلَّاجَةِ لِلْحِفَاظِ عَلَيْهِ مِنَ الْفَسَادِ فِي الصَّيْفِ.
Annem yazın bozulmasın diye eti buzdolabına koyar.
يَجِبُ الْحِفَاظُ عَلَى الْبِيئَةِ مِنَ التَّلَوُّثِ.
Çevrenin kirlenmeye karşı korunması gerekir.
حِفَاظُ الْأَسْرَارِ مُهِمٌّ لِلْحِفَاظِ عَلَى الثِّقَةِ بَيْنَ الْأَصْدِقَاءِ.
Sırları saklamak, arkadaşlar arasındaki güveni korumak için önemlidir.
korunma
اجْتَمَعَ الْحُفَّاظُ فِي الْمَسْجِدِ لِمُرَاجَعَةِ الْقُرْآنِ.
Hafızlar Kur'an'ı tekrar etmek için camide toplandı.