اسْتَأْجَرْتُ حَمَّالاً لِنَقْلِ الْحَقَائِبِ الثَّقِيلَةِ.
Ağır çantaları taşımak için bir hamal tuttum.
اسْتَأْجَرْتُ حَمَّالاً لِنَقْلِ الْحَقَائِبِ الثَّقِيلَةِ.
Ağır çantaları taşımak için bir hamal tuttum.
الْحَمَّالُونَ يَعْمَلُونَ بِجِدٍّ فِي السُّوقِ.
Taşıyıcılar pazarda çok çalışıyorlar.
يَحْتَاجُ الْحَمَّالُ إِلَى قُوَّةٍ بَدَنِيَّةٍ كَبِيرَةٍ.
Yük taşıyıcısının büyük bir fiziksel güce ihtiyacı var.
sırtçı, yükçü, küfeci